GÖZ CERRAHİ UYGULAMALARI


EXCİMER LASER

KATARAKT

DİABET VE GÖZ HASTALIKLARI

GLOKOM

GÖZ KAPAĞI HASTALIKLARI

KIRMA (REFRAKSİON KUSURLARI)

KONTAKT LENS

ŞAŞILIK

GÖZYAŞI KANAL HASTALIKLARI

ÇOCUK GÖZ SAĞLIĞI

 

EXCİMER LASER

 

Miyop, hipermetrop, astigmatizma gibi kırma kusurlarının tedavisinde kullanılan yaygın yöntem Excimerlaser yöntemidir.

Günümüzde ExcimerLaser tedavisinde iki teknik uygulanmaktadır.

1 - Yüzeysel tedaviler. (PRK-LASEK)                           

2 - Daha derine yapılan tedaviler (LASİK)

Düşük dereceli kırma kusurlarında ve kornea kalınlığı Lasik yöntemi için yeterli olmayanlarda tercih edilecek olan tedavi yöntemidir.

Yüzeysel Tedaviler

Korneanın en dış tabakası olan epitelin kazınarak ortaya çıkan yüzeye laser uygulanmasıdır.

İşlemin bitiminde yüzeyin daha hızlı ve kolay iyileşebilmesi ve rahatsızlığın azaltılması amacıyla birkaç gün kontakt lens takılır. Yüzey iyileşmesi tamamlanıncaya kadar ( 48-72 saat ) görme bir miktar bulanıktır. 

Derine Uygulanan Tedaviler

Yüksek dereceli kırma kusurlarına da uygulanabilmesi, görsel iyileşmenin hızlı olması ve işlem sonrası rahatsızlıkların daha kısa sürmesi ( 6-8 saat ) gibi avantajları nedeniyle günümüzde en yaygın olarak kullanılan yöntemdir.

Lasik yönteminde kornea yüzeyindeki ince bir tabaka kaldırıldıktan sonra laser uygulanmakta ve işlem bitiminde kaldırılan tabaka tekrar yerine örtülmektedir. 

Kimlere uygulanır

- 18 yaşını doldurmuş olanlara katarakt veya kataraktın başlangıç safhası olan nükleer skleroz olmadığı sürece üst yaş sınırı yoktur.

- Son iki yıl içerisinde gözlük derecesinde 0.50 üzerinde değişiklik olmayanlar.

- Yapılan detaylı muayene ve tetkikler sonrasında göz yapısı uygun bulunanlar ve işlemi engelleyecek bir göz hastalığı ( keratokonus, katarakt,glolcom,diabetikretimpativs )olmayanlar.

- 10.0 diopttriye kadar miyopisi olanlar.

- 6.00 dioptriye kadar hipermetropisi olanlar.

- 6.00 dioptriye kadar astigmatı olanlar.

- Kornea kalınlığı yeterli olanlar.

- Romatizma ve bağdokusu hastalığı olmayanlar. 

Laser Tedavisi Öncesi

Gözün Excimerlaser tedavisi için uygun olup olmadığının anlaşılması ve göze en uygun ve güvenli laser yönteminin planlanabilmesi için yapılan muayene ve tetkikleri içerir.

En az laser işleminin kendisi kadar önemli bir aşamadır.

Muayene gelmeden önce yumuşak lenslerin 2 gün , sert ve göz geçirgen lenslerin iki hafta takılmamış olması gerekir. 

Laser Muayene

Görme keskinliği ve kırma kusurunun derecesi belirlenir. Göz tansiyonu ölçülür. Gözün ön ve arka bölümleri detaylı bir şekilde incelenir. 

Laser Tetkikler

- Gözün en bölümündeki saydam tabaka olan korneanın topografik ( eğim ve yükseklik ) haritası çıkarılır.

- Pakimetrik yöntem ile korneanın kalınlığı ölçülür. Kornea kalınlığı uygulanacak laser yönteminin belirlenmesinde en önemli parametrelerden biridir.

- Pupilumetre ile göz bebeğinin karanlık ve aydınlıktaki çapı ölçülür.

- Wavefront analiz yöntemi ile gözün saydam ortamlarında olabilecek düzensizlikler değerlendirilir.

Yapılan tetkikler ve muayene sonuçları birlikte değerlendirilerek gözün laser için uygun olup olmadığını ve uygun ise hangi yöntemin seçileceğine karar verilir. 

 

Tedavi Aşaması

Excimerlaser tedavisi kısa süren ve hasta açısından zorluğu olmayan bir yöntemdir. Tedaviye aç gelinmesi gerekmemektedir. Yalnızca göz makyajı yapılmaması ve aspirin gibi kan sulandırıcı ilaçların içilmemesi istenmektedir.

Laser odasına girdiğinizde özel laser yatağına sırt üstü uzanmanız istenecek ve gözlerinizin sadece göz damlası ile uyuşması sağlanacaktır. Gözünüze steril bir örtü örttükten sonra işlem sırasında gözünüzü kırpmamanız için özel bir aletle göz kapaklarınız aralanacaktır.

Tedavi bittikten sonra gözler bandajlanmamaktadır. 

Tedavi Sonrası

Tedavi tamamlandıktan yaklaşık 30 dk sonra kontrol muayenesi yapılır ve sonrasında hasta evine gönderilir.

Lasik yönteminde tedaviden bir süre sonra başlayan 6-8 saat süren yanma batma ve sulanma olur. İlk gün araba kullanmamanız, gözlerinizi ovuşturmamanız ve gözünüze su kaçırmamanız gerekir. Tedavinin ertesi gününde görme büyük oranda normale dönmektedir.

PRK yönteminde ise bu süreler yaklaşık 2-2.5 gündür.

Tedaviden sonra Lasik yönteminde yaklaşık 3 hafta süre ile çeşitli göz damlaları kullanılır. PRK yönteminde ise 6-8 hafta damla kullanmak gerekir.

Günümüzde insanlar daha konforlu yaşam arayışındadırlar. Birçok kişi kontakt lens ve gözlüklerinin kendilerini sınırladığını düşünmektedir ve onların yardımı olmadan iyi görmeyi arzulamaktadır. Teknolojideki büyük gelişmeler sayesinde Excimer laser retraktif cerrahisi bu amaca ulaşmayı sağlayan en yaygın ve etkili yöntemdir. Son 10 yılda dünyada Excimerlaser uygulaması 50 milyonu aşmış bulunmaktadır.

Gelişmiş teknolojik cihazlar yardımı ile iyi eğitilmiş ve deneyimli hekimler tarafından uygulanan Excimerlaser tedavilerinde son derece tatminkar sonuçlar alınmaktadır.

KATARAKT

Katarakt gözün içinde bulunan doğal merceğin saydamlığını kaybetmesi ve buna bağlı olarak görmenin azalması ile sonuçlanan bir göz rahatsızlığıdır. %90 ilerleyen yaşa bağlı olarak ortaya çıkar. Ama bebekler dahil her yaş grubunda görülebilir. Dışarıdan gelen ışık ve görüntülerin görme merkezine net olarak ulaşabilmesi için, önce gözün en dış saydam tabakası olan korneada, sonra gözün içindeki lens tabakasında kırılması gerekir. Normal şartlarda bu iki tabaka da saydam yapıdadır.Saydamlığını kaybeder lens opaklaşır, rengi değişir buzlu cam gibi olur ve hastanın görmesi giderek düşer. Katarakt göz içindeki lensin saydamlığını kaybederek opak bir görünüm alması durumudur. Dünyada tedavi edilebilen körlük nedenlerinin başında gelmektedir.

Kataraktın Nedenleri Nelerdir?

Bilinen bir sebebi olmamakla birlikte beslenme, ultraviyole ışınları gibi birçok risk faktörü bulunmaktadır. Lensin opaklaşmasının durumuna göre hastalar önceleri uzak ya da yakın görme bozukluğundan şikayet ederler.

Kataraktın en önemli nedeni yaşlılıktır. Yaşlılık dışında, travma, diğer bazı göz cerrahileri sonrası, bazı ilaçlar ve diabet katarakta yol açtığı gibi uveit, göz tansiyonu gibi göz hastalıklarında da ikincil olarak gelişebilir. C vitamini eksikliği ve ultraviole ışınlarına maruz kalmak gibi etkenlerde katarakt gelişimini hızlandırır.

Bebeklik ve çocukluk çağında da katarakt görülebilir. Doğumsal kataraktlarda en önemli etken annenin hamilelikte geçirdiği kızamıkçık gibi enfeksiyonlardır.

Kataraktın Belirtileri Nelerdir?

  • Görmede yavaş yavaş azalma 
    •Işığa hassasiyet, kamaşma 
    •Çift görme 
    •Okuma zorluğu 
    •Gece görüşün bozulması 
    •Renklerde soluklaşma veya sararma 
    •Kişinin görme şikayeti ortaya çıktığı zaman ameliyat yapılır. Beklemeye gerek yoktur.
    •Beklemek cerrahiyi zorlaştırır.

Kataraktın Tedavisi:

Kataraktın ilaçla tedavisi yoktur. Tek tedavisi cerrahidir. Ameliyatla saydamlığını kaybeden opaklaşmış lens alınarak hastanın tekrar iyi görmesi sağlanır.1950 li yıllardan önce ameliyat sonrası hastanın gözüne mercek konmadığı için, hastalar ameliyattan sonra kalın ( yaklaşık + 10 numara ) gözlük kullanmak zorundalar. Bugün ameliyatta hastanın gözüne mercek takılarak ameliyat sonrası çok düşük numaralı camlarla uzak ve yakını net görmesi sağlanmaktadır.

Halk arasında lazerle katarakt ameliyatı diye bilinen yöntemin adı fakoemulsifikasyondur. Bu yöntem de göz içerisindeki katarakt ultrasonik titreşimle çalışan bir iğne yardımıyla öğütülerek göz dışına çıkartılır. Bu ameliyata kısaca FAKO ameliyatı adı verilmektedir.

Günümüzde gelişen katarakt cerrahisinde; özel durumlar dışında artık genel veya lokal anestezi uygulanmamaktadır. Hasta ameliyata sadece gözü uyuşturan ve 4-5 kez damlatılan damlalar ile hazırlanır. Hastanın 10-15 dakika sırtüstü sakin bir şekilde yatması gerekir.

Fako ameliyatı gözün saydam tabakasına elmas bıçak ile 2 mm'lik bir kesi yapılarak başlar ve gözün içerisine özel bir jel verilir. Bu jel göz içi dokularını korur.

Kataraktın ön kapsülünden dairesel bir parça çıkartılır. Alttaki sert çekirdek fako adındaki ultrasonik titreşim ile çalışan bir iğne ucu ile öğütülerek parçalanır ve gözün dışına çekilir.

Bu işlemden sonra kapsül ile çekirdek arasındaki yumuşak bölümler ve ön kapsül hücrelerinin temizlenmesi işlemine geçilir. Bu arada 50 mikron inceliğindeki lens kapsülünün zarar görmemesine azami özen gösterilir. Tamamen boşalıp şeffaf bir çanta haline gelmiş olan kapsülün içine yeniden jel doldurulur.

Özel bir enjektör yardımı ile katlanabilir mercek gözün içine yerleştirilir. Daha sonra jel serum ile yıkanarak gözün içerisinden temizlenir. Kesi bölgesine serum verilir, böylece kesi yeri dikiş koymadan kapanmış olur. Ameliyat tamamlanmıştır.

Katarakt tedavi edilmezse ne olur?

  • Görme fonksiyonu uzak ve yakında bozulur veya kaybedilir. 
    •Göz içi basıncında artma gözlenebilir. 
    •Görme tembelliği gelişebilir. 
    •Göz içinde üveit denilen enflamasyonlara neden olabilir.
    •Gözün görme merkezi ve retina muayenede izlenemediği için göz içindeki problemlerin teşhis ve tedavisi zorlanır.

Katarakt Ameliyatı Ne Zaman Yapılmalıdır?

Görme bulanıklığı hastanın günlük işlerini aksatacak seviyede ( okuma güçlüğü, televizyon izleme güçlüğü, araba kullanmada zorluk) ise katarakt ameliyatı yapılabilir. Ameliyat olmak için kataraktın olgunlaşmasını beklemeye gerek yoktur. Ameliyat kararı hastanın ihtiyaçlarına göre göz hastalıkları uzmanı tarafından belirlenir.

Göze Takılan Merceklerin Özelliği Ne Olmalıdır?

Göze takılan mercekler ömür boyu gözde kalır. Bu yüzden merceklerin gözle uyumluluğu üst düzeyde olmalıdır. Mercekler, ameliyat sırasında yerinde bırakılan lensin arka kapsülünün opaklaşmasını engelleme özelliğinde olmalıdır.Katarakt ameliyatı olmayı planlayan hastaların doktorlarıyla göz içerisine takılacak lensleri ayrıntılı olarak konuşmaları gerekmektedir. Uzağı ve yakını gözlüksüz gösteren multifokal bir göz içi lensi istiyorlarsa bunu doktorlarına muhakkak belirtmeleri gerekiyor. Çünkü birçok doktor eğer hastası özellikle belirtmemişse multifokal lens kullanmıyor ve göz içerisine standart monofokal bir lens yerleştirebiliyor. Bu durumda hastalar yakını gözlüksüz görme avantajını kaybediyorlar. Kullandığımız multifokal lensler, standart katarakt göz içi lenslerine göre biraz daha hassas bir cerrahi gerektirir.

Katarakt Tekrar Oluşur Mu?

Kataraktın tekrar oluşması söz konusu değildir. Halk arasında kataraktın tekrar oluşması olarak bilinen durum, göze takılan merceğe destek olarak yerinde bırakılan lensin arka kapsülünün saydamlığını kaybetmesidir. Arka kapsül saydamlağını kaybederse, YAG laserkapsülotomi ile birkaç dakikada tedavi edilebilir.

Ameliyat Sonrası Gözlük Kullanılır mı?

Ameliyat öncesinde göze takılan mercek numarası hesaplanarak, hastanın ameliyattan sonra uzağı gözlüksüz olarak görmesi sağlanmaya çalışılır. Hastaların genellikle ameliyattan sonra uzak için daha düşük numaralı olmak üzere, hem yakın hem de uzak için gözlük kullanmaları gerekebilir. Ameliyat sonrası gözlük sıklıkla ameliyatın birinci ayı dolduğu zaman verilir. Eğer gözlük daha erken verilirse gözlük numarasında zamanla değişiklik olur.

 

Konjenital (Doğumsal ) Katarakt Nedir?

 

Konjenital katarakt, doğumdan itibaren görülen lensin tek veya çift taraflı olarak saydamlığını kaybetmesi ve opaklaşmasıdır. Doğuştan olan kataraktlar, annenin gebelik sırasında geçirdiği enfeksiyonlara, kullanılan ilaçlara bağlı olarak ortaya çıkabildiği gibi hiçbir nedene bağlı olmadan da meydana gelebilmektedir.

Bir göz bebeğinin diğerinden farklı renkte ( beyaz ) olması veya gözde kayma ( şaşılık ) konjenital kataraktın belirtisi olabilir. Bebeklerde bu belirtiler görüldüğü zaman hiç zaman kaybetmeden göz uzmanına müracaat edilmelidir. Doğumsal katarakt, görmeyi engelliyor ve özellikle tek taraflı ise teşhis edilir edilmez ameliyat edilmelidir. Ameliyat zamanı konusunda göz uzmanı detaylı muayeneden sonra karar verir. Konjenital kataraktlı gözde en önemli sorun göz tembelliği ( ambliyopi ) dir. Göz tembelliğini yenebilmek için ameliyat, göz doktorunun önerisi doğrultusunda mümkün olan en erken zamanda yapılmalıdır.

Doğumsal katarakt tedavisi FAKO yöntemiyle yapılmakta ve yaşı uygunsa göz içine katlanabilir mercek yerleştirilmektedir. Doğumsal kataraktın tedavisinde en önemli bölüm ameliyattan sonra yapılacak olan göz tembelliği ile mücadele bölümüdür. Bu bölümde aile hekim işbirliği çok önemlidir. Eğer bu işbirliği yapılamazsa erken yapılan ameliyatın hiçbir faydası olmaz.,

Doğumsal katarakt ameliyatı sonrası çocuk, yapılan ameliyatta mercek konulup konulmamasına bağlı olarak gözlük ve kontakt lens kullanabilir.

Ameliyat Sonrası İlaç Kullanımı:

Ameliyat sonrası yaklaşık 3-4 hafta süre ile kortizonlu ve antibiyotikli damlalar ve nonsteroid damlalar günde 4-6 defa olmak üzere kullanılır. Ameliyat sonrası kontroller 1. gün 1. hafta ve 1.ayda ( gözlük muayenesi ) yapılır.

DİABET VE GÖZHASTALIKLARI

Diabet hastalarında gözde katarakt, glokom ve en önemlisi Diabetik retina hastalığına sebep olarak görme azalmasına yol açabilir. Diabetlerde görme kaybı gelişme ihtimali normalden 25 kez daha fazladır. 20-65 yas arasındaki görme kaybının en sık sebeplerinden biri olarak ortaya çıkar. Diabetik hastalarda göz hasarı gelişme ihtimali 10 yıllık Diabetiklerde %20, 30 yıllık Diabetiklerde %80 civarındadır. Fakat hastalığın teşhis ve tedavisindeki gelişmeler sayesinde, zamanında yapılan girişimlerde görmeyi ciddi şekilde etkileyen hasarlara günümüzde daha düşük oranlarda rastlanmaktadır.

Diabetik Retina Hastalığı

Gözün içindeki retina denilen sinir tabakasının damarları tutan bir bozukluktur. Damarlarda tıkanmalar ve sızıntılar oluşarak retina tabakasının beslenmesi ve yapısı bozulmaya başlar.

Üç ana aşamada sınıflandırılır:

1-Başlangıç dönemi

2-Proliferasyon (yeni damar oluşumları) dönemi

3-İleri Diabetik göz hastalığı

Başlangıç Dönem

Yapısı bozulmaya başlayan retina damarlarının bir kısmı yer yer daralmalar gösterirken, bir kısmi de genişleyip baloncuklar (mikro anevrizma)oluştururlar. Bu bozulmuş damarlardan kan ve sıvı sızmaya başlar. Böylece retinada ödem ve aksuda denilen birikintiler oluşur. Bu dönemde görme genellikle etkilenmemiştir, fakat görmeyi engelleyecek olayların öncüsü olarak kabul edilir. Bazı durumlarda sızıntılar makülada (gözün detay görme merkezi) toplanarak özellikle yakın görmeyi bozabilir. Bu durum maküla ödemi olarak adlandırılır. 15 yıllık Diabetiklerin %80 ‘inde başlangıç dönem hasarlarına rastlanır.

 

 

Proliferasyon Dönemi

İyice daralıp tıkanan damarların besleyemediği sahalar oksijensiz ve kansız kaldığı için bozulmaya başlar. Bu sahalarda yelpaze seklinde yeni damar oluşumları (neovaskülarizasyon) ve fibrotik zar oluşumları (fibrözproliferasyon) ortaya çıkar. Yeni damarların kenarları çok incedir, kolay kanayabilir. Fibrotik zar ise maküla üstünü örterek veya çekintiler yaparak görmeyi bozabilir. Görme, kanamaların ve çekintilerin makülayı etkilediği oranda azalır. Diabetiklerin %20 ‘sinde proliferasyon dönemi belirtileri izlenir.

İleri Diabetik Göz Hastalıkları

Gözün içini dolduran vitreus denilen yapının hareketleri veya büzülmesi, yeni damar ve fibrotik zar oluşumlarını çekmeye başlar. Zaten ince olan damarlar kanama yapar ve göz içini doldurur(vitre içi kanama). Çekilen fibrotik zarlar da retina dokusunun yırtılmasına ve hasarına neden olurlar(fraksiyonlu retina dekolmani). Ayrıca yeni damarlar göz sıvısının dışarı aktığı yolları etkileyerek göz tansiyonunu yükseltebilir(neovasküler glokom).

Belirtiler ve Teşhis

Diabetik retina hastalığında şikayetlermakülanın etkilenmesi, yani görmenin azalmasıyla başlar. Bazen çok ilerlemiş Diabetik göz hastalığı yıllarca belirti vermeyebilir. Hamilelik, yüksek tansiyon, böbrek hastalıkları ve ağır enfeksiyonlarınDiabetik retina hastalığını arttırdığı kabul edilmektedir. Diabetik retina hastalığından en iyi korunma yolu düzenli göz muayenelerinden geçmektedir. Diabetik retina hastalığı göz doktoru tarafından basit yöntemlerle tespit edilebilir. Her Diabetlinin en az yılda 1 kez göz muayenesinden geçmesi önerilir. Diabetik retina hastalığı bulguları tespit edilen hastalarda göz dibi anjiosu yapılarak retinada damar düzeyindeki hasarlar görüntülenir.

GözdibiAnjiosu(FFA)

Fundusfluoresceinanjiografisi (FFA) denilen göz dibi anjiosu son derece kolay bir muayene yöntemidir. Göz bebekleri damlalarla genişletilir. Kol damarlarından flüoresan bir boya maddesi verilerek boyanın göz içi dolaşımı gözlenir ve fotoğrafları çekilir. Böylelikle damarlardan sızıntılar, kanamalar, birikintiler, beslenmeyen sahalar, yeni damarlar, zar oluşumları ve diğer hasarlar tespit edilir, bu sayede tedavi edilecek sahalar belirlenmiş olur. Göz dibi anjiosununDiabetikretina hastalığı başlamamışlarda kontrol amacıyla yılda 1 kez, retina hastalığı belirtileri başlamış olanlarda, 6 ayda bir yapılması tavsiye edilmektedir.

Laserfotokagülasyon

Göz içinde kullanılan laserlerde, kuvvetli bir elektrik akimi argon ya da kripton gazlarından geçer ve enerji oluşur. Laser cihazı bu enerjiyi dar ve düzgün bir ışık demeti şeklinde yönlendirir. Bu demet göz içinde mikroskop ve mercekler ile odaklanır ve sonuçta bu enerji, Diabetik göz hastalığında retina tabakasındaki bozuklukları ve ya hastalıkları düzeltmek amacıyla kullanılır. Laser tedavisi ağrısız bir işlemdir. Göz bebekleri damlalarla genişletilir. Göze bir muayene merceği takılır. Laser yapılırken, hastanın tek hissettiği mavi-yeşil renkte flaşlardır(ışık parlamaları). Diabette retinaya laser 2 şekilde uygulanır. Sadece lokal bir hasar veya ödem varsa, yalnız o bölgeye laser uygulaması yapılır. Diabetik hasar sadece bir sahayla sınırlı değilse, maküla bölgesi hariç tüm retinaya birkaç seans boyunca laser uygulanır. Bu işlem panretinallaserfotokoagülasyon olarak adlandırılır ve proliferasyon safhasındaki Diabetik retina hastalıklarında uygulanır.

Başlangıç dönemi safhasında görmeyi etkileyen ödem yoksa, tedavi yapılamaz. Hasta 6 aylık aralarla muayene edilir.

Görmeyi etkileyen maküla dönemi gelişmişse veya proliferasyon safhasında sızdıran damlalar, beslenmeyen sahalar ve yeni damar oluşumları varlığında, retina dokusuna laser uygulanır.

Göz içinde kanamalar, fibrotik zarların yarattığı çekintiler ve defolman gibi ileri Diabetik göz hastalığı safhasında, vitrektomi denilen çok hassas bir göz içi ameliyatı yapılması gereklidir

GLOKOM

Glokom, yükselen göz içi basıncının, görme sinirini tahrip etmesiyle ortaya çıkan bir hastalık tablosudur. Hastalığın başlangıç döneminde genelde hastanın şikayeti olmadığı için uzun bir süre içinde görme siniri yıpranmaya uğrar ve bu yıpranma, hasta durumunu fark ettiğinde onarılamaz düzeye gelmiş olabilir. Bu nedenle glokomda erken teşhisin ne kadar önemli olduğu aşikardır.

Erken teşhis için ise, muayene ve gereken kişilerden görme alanı incelemesi esastır.

Glokom Tipleri

Glokom, genel olarak 4 grup altında incelenebilir:

  1. Birincil Kronik Açık Açılı Glokomlar (Sinsi Seyirli Glokom)

En sık rastlanan glokom tipi olup, drenaj açısının elastikiyetinin azalması sonucu oluşur. Drenaj açısı zamanla elastikiyetini yitirerek göz içi basıncının giderek yükselmesine sebep olabilir. Eğer bu yükselen basınç optik sinir hasarına yol açarsa bu durum "Kronik Açık Açılı Glokom" olarak adlandırılır. Erişkin glokomlu hastaların %90'indan fazlasında bu tip glokom vardır. Kronik açık açılı glokom görme sinirinde yavaş ve fark edilmeden yıpranmalara sebep olabilir. Hasta optik sinirinin hasarı çok büyüyene dek problemin farkına varamaya bilir. Görme kaybı, etrafın görülmesinin azalmasıyla kendini gösterir. Bilgisayarlı görme alanı muayenesi ile görme alanı kaybının oranı saptanabilir. Bu tip glokom tedavisinde öncelikle göz içi basıncını düşüren ve görme sinirini koruyacak göz damlaları kullanılır. Göz içi basıncı düşmezse ve/veya cerrahi tedavi uygulanır.

2.Açı Kapanması Glokomu

Bazen gözün drenaj (boşaltım) açısı aniden kapanabilir bir olaydır. Gözün renkli kısmi olan irisin kökü drenaj açısını tıkayarak, kapanmasına neden olabilir. Göz içi basıncı hızla yükselir.

Akut (ani) kapalı açılı glokom belirtileri ise:ani görme bozukluğu, şiddetli göz ağrısı, bas ağrısı, ışıkların etrafında renkli hareler görme, bulantı ve kusmadır. Açı kapanması glokomu acil tedavi gerektirir. Tespit edildikten sonra hemen ilaç tedavisine başlanır sonrasında laseriridektomi veya cerrahi yöntemle "iridektomi" denilen irise pencere açılması işlemi uygulanır. Eğer acil tedavi edilmezse görme kaybı gelişme ihtimali çok yüksektir.

3.İkincil Glokomlar

Göz içi sıvısının belirli bir sebeple dışa akiminin engellenmesi ile oluşur. İkincil glokomlar;kazalar, bazı ilaçların kullanımı (kortizon vb.), tümörler iltihaplar, anormal kan damarları oluşumu (ileri diyabet vb.) sonucunda gelişebilirler. Tedavi nedene yöneliktir, göz içi basıncını düşüren ilaçlar kullanılır.

4.Konjenital Glokom

Çok nadir bir durumdur. Konjenital glokomda drenaj açısı doğumdan itibaren anormaldir. Aile çocuklarının gözlerinde; büyük göz (erişkin gözünden daha elastiktir), bulutlanma, ışık varlığında sulanma ve ışıktan kaçma fark edebilir. Çocuk hemen bir göz doktoruna götürülmelidir. Konjenital glokomda tedavi cerrahidir. İlk tedavi basarili olmazsa ikinci hatta üçüncü defa cerrahi gerekebilir. Cerrahi sonrasında gerekirse göz içi basıncını dengeleyen damlalar kullanılır. Konjenital glokomlu çocuklar takibi çok dikkat gerektirmektedir.

Glokom Teşhisi

 

Göz doktoru göz muayenesi sırasında göz içi basıncını ölçer ve görme sinirini değerlendirir. Göz içi basıncı 10-20 mmHg arasında normal olarak kabul edilir.

20 mmHg ve üzerindeki değerler glokom şüphesi olarak ele alınır. Göz içi basıncı yüksekliği ile beraber görme alanı muayenesi sonucunda görme siniri hasarı da tespit edilirse bu durum glokom olarak ele alınır. Her gözün, göz içi basıncına cevabi farklı olabilir. Bazı gözlerde normalin üstündeki göz içi basıncı değerleri görme sinirinde yıpranma oluşturmaz ve hasta sadece glokom şüphesi veya oküler hipertansiyon olarak takibe alınır. Görme sinirinin hasarı bilgisayarlı görme alanı muayenesi ile ortaya çıkar.

Bazı hastalarda ise normal sınırlarda tansiyon ölçülürken görme sınırında harabiyet görülebilir ki budumum normal tansiyonlu glokom olarak adlandırılır. Sonuç olarak hangi tansiyonun kimde harabiyet oluşturabileceği bilinmediği için göz içi basıncı değeri kişiseldir ve kişisel olarak değerlendirilmelidir.

Glokomda Tedavi ve Teşhis

 

Glokom teşhis edildiğinde ömür boyu sürecek bir hastalık olarak ele alınmalıdır. Acil bir durum söz konusu değil ise glokomun başlangıç tedavisi göz damlaları ile yapılır. Göz ilaçları, ye sıvı yapımını azaltarak ye da dışa akimini arttırarak göz içi basıncını düşürür. Göz doktoru sik aralarla göz içi basıncını ölçerek ve bilgisayarlı görme alanı muayenelerini yaparak tedavinin basarisini değerlendirir. Basari sağlanmışsa tedavi ömür boyu sürecektir. 3 ve 6 aylık periyotlarla kontrollerin 6-12 ay arasında da görme alanı incelemelerinin yapılması gereklidir. İlaç tedavisine rağmen görme siniri harabiyetti artmaya devam ediyorsa, ek ilaç tedavisine başlanır. Bu da yeterli sonucu vermezse drenajı arttırmak için cerrahi tedavi uygulanır. Cerrahi sonrasında gerekirse ilaç tedavisine tekrar başlanır.

Unutmayın! Glokom ve Siz

  • Glokom tedavisi; sizin ve doktorunuzun birlikte yürüteceği bir tedavidir. 
    • Unutmayın! Bu sizin görmenizdir, bunu devam ettirmek de sizin sorumluluğunuzdadır. 
    • İlaç tedavinizi hekiminize danışmadan kesinlikle kesmemeli veya değiştirmemelisiniz. 
    • Düzenli göz muayenesi ve testleri yaptırmak glokoma bağlı değişiklikleri zamanında yakalayabilmek için şarttır.
    • Ayrıca sağlığınızla ilgili diğer problemlerinizi ve göz tedavisinde kullandığınız ilaçlarınızı mutlaka doktorunuza söylemeniz gerekmektedir.

 

GÖZ KAPAĞI HASTALIKLARI

 

Göz kapağı hastalıkları çok basit görünmekle birlikte tedavi edilmediği zaman ciddi problemlere neden olabilmektedir. 

Şalazyon

Göz kapağında ki salgı bezlerinin iltihaplanmasıdır. Göz kapağında ağrı, kızarıklık ve şişlik meydana getirir. Erken dönemde tedavi edilmez ise bu sislikler kalıcı kistlere dönüşebilir. İlk basta ilaç tedavisi, daha ileri safhalarda kist içine enjeksiyon, bunların yeterli olmadığı durumlarda ise cerrahi olarak kistin alınması işlemi yapılır. 

Arpacık

Genellikle şalazyon ile birbirine karıştırılır. Kirpik dibinde bulunan foliküllerin iltihaplanmasıdır.

Göz kapağı kenarında kızarıklık , hassasiyet ve sişlik oluşur. Sıcak kompres ve ilaç tedavisi uygulanmaktadır. 

Blefarit

Kirpik dibinde rastlanan enfeksiyondur. Genellikle batma hissi ve göz kapağında ağrı yaparlar. Kapaklarda şişme, kızarıklık olabilir. Tedavi edilmez ise konjenktival ve kornealenfeksiyonlara neden olabilir. Tedavisinde göz kapaklarının temizliği yapılır, antibiyotikli ilaç tedavisi uygulanır. Genellikle gözyası kalitesinde düşme olduğu için suni gözyası damlaları da verilir. 

Entropion

Genel bir tanımlama ile kirpiklerin ve kapağın içe dönmesi denebilir. Kapakların ters dönmesi nedeni ile kornealiritasyonlar olabilir. Tedavide zaman kazanmak için ilaç tedavisi uygulanabilirse de asıl tedavi cerrahidir. 

Ektropion

Göz kapağının dışa dönmesidir ki bu durum sulanma ile beraberdir. Değişik nedenleri olsa da çözüm cerrahi tedavidir. 

 

Ptozis

Göz kapaklarının düşmesidir. Konjenital (doğumsal) olanlar büyük bir bölümünü yapsa da çoğu travma ve yaşlılık gibi faktörler nedeni ile tutucu dokuların (aponuroz) ayrılması nedeni ile ortaya çıkar. Sistemim hastalıklar, yüz felçleri sonrasında da görülebilir. Tedavisi cerrahidir. Ptozis sistemim bir hastalığın belirtisi olabileceği için genel vücut taramalarının da dikkatli yapılması gerekmektedir. Çocuklarda göz tembelliğine neden olabileceği için mümkün olan en erken dönemde tedavi edilmelidir.

 

KIRMA (REFRAKSİON KUSURLARI)


Göz fotoğraf makinesine benzeyen optik bir sistemdir. Dışarıdan gelen ışık ve görüntüler kornea (gözün en dış saydam tabakası) ve lens tabakasında kırılarak retina üzerindeki görme noktasına ulaşırlar. Normal bir gözde dışarıdan gelen ısınlar kornea ve lenste kırılarak görme merkezine düşerek net görüntü oluştururlar. Bazı durumlarda ise kornea, lens ve gözün yapısına bağlı olarak, görüntüler retina üzerinde net olarak oluşmayabilir.

Miyopi

Dışarıdan gelen ışınların görme noktasına ulaşmadan odaklaşması sonucu gelişir. Gözün ön-arka ekseninin uzun olmasına bağlı olarak veya kornea ve lensin kırıcılığının değiştiği durumlarda ortaya çıkar. Miyop gözlerde uyum gücü çok az olduğu için kişi uzağı görebilmek için gözlük kullanmak durumundadır.

Astigmatizma

Korneanın kırma gücünün birbirine dik iki eksende farklı olması sonucunda görüntünün farklı düzlemlerde kırılmasıyla meydana gelir. Kornea ve lensin yapısına bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Astigmatizma, her mesafede yansıma ve bulanık görmeye neden olur. Astigmatik görme, sirklerdeki yamuk aynalarda oluşan görüntüye benzetilebilir. 

Hipermetropi

Dışarıdan gelen ışınların görme noktasının arkasında odaklanması sonucunda gelişir. Gözün ön-arka ekseninin kısa olmasına bağlı olarak veya kornea ve lensin kırılıcılığının değiştiği durumlarda ortaya çıkar. Hipermetrop gözlerdeki uyum gücü yüksektir. Düşük dereceli hipermetrop kişiler uyum yaparak normal görebilirler, fakat göz çabuk yorulur. Yüksek hipermetropide ise hem uzak, hem de yakın görme bozuktur.

Presbiyobi (Yaşa Bağlı Yakın Görme Bozukluğu)

Yaşin ilerlemesine bağlı olarak lensin esnekliğini yitirmesi ve bunun sonucunda yakın görmenin bozulmasıdır. 35-40 yaşlarında başlar ve 60 yaşına dek sürekli ilerler.

Keratokonus

Kornea yüzeyinde bir bölümün incelerek öne doğru çıkmasıdır. Bu kişiler gözlükle net göremezler. Hastalığın derecesine göre özel olarak üretilen kontakt lensler kullanabilirler. Çok ileri derecelerde ise keratoplasti adı verilen kornea nakli ameliyatı gerekebilir.

Miyop, hipermetrop, Astigmatizma ve presbiyopi gözün genel kırma kusurlarıdır. Bu kırma kusurları gözde tek tek meydana gelebileceği gibi, birden fazla kırma kusuru bir arada görülebilir. Kırma kusuru bir gözde veya her ikisinde birden olabilir. Bunların dışında kornea ve lensin bozukluklarına bağlı özel kırma kusurları meydana gelebilir. Bir gözde, kırma kusuru ile birlikte korneada, lenste görme tabakasında veya görme sinirinde bozukluklar olabilir. Bu nedenle, kırma kusuru olan kişiler her yıl düzenli göz ve gözdibi muayenesinden geçmelidir. Çocuklarda gözde herhangi bir kayma veya görme bozukluğu şüphesi varsa en kısa sürede göz kontrolü yapılmalıdır. Herhangi bir problem olmasa da 4 yaş civarında göz muayenelerinin yapılması gereklidir.

Kırma kusurları olan kişilerin net görebilmeleri için birçok alternatifler vardır.

  • Gözlük kullanabilirler.
    • Kontakt lens kullanabilirler.
    • Excimerlaser tedavisiyle kırma kusurlarının tümünden veya bir kısmından kurtulabilirler.

KONTAKT LENS

Gözün kırma kusurlarını düzeltmek için kornea ön yüzeyine takılan özel maddelerden üretilen merceklere genel olarak "kontakta lens" denilmektedir. Bu lensler kornea ön yüzeyine yerleştirilerek, gözün kırma kusurunu optik kırıcıları sayesinde düzelterek daha net görmeyi sağlar.

Günümüzde, dış görünüş ve gözlük takmanın verdiği rahatsızlık kontakt lens kullanmasının başlıca nedenidir. Sportif faaliyetler, yoğun çalışma temposu veya gözlük kullanmak istemeyen kişiler kontakta lens kullanmayı tercih etmektedir.

Özellikle yüksek numaralı gözlük kullananlarda, iki göz arasında yüksek numara farkı olanlarda, düzensiz ve yüksek astigmatizmsi olan kişilerde kontakta lens takılması, kişilerin en iyi görme kalitesini elde edebilmesi için gereklidir. Sadece bu kişiler değil, gözlük kullanmak istemeyen ve göz yapıları uygun olan herkes kontakta lens kullanabilir.

Günümüzde kişilerin ihtiyaçları ve gelişen teknoloji sayesinde bir çok kontakta lens tipi kullanıma sunulmuştur. Bir çok isim ve sekil altında olmasına karsı kontakta lensler genel olarak 4 ana başlık altında incelenebilir.

  • Yumuşak kontakta lensler
    • Gaz geçirgen lensler
    • Sert kontakta lensler
    • Özel üretilen kontakta lensler

Yumuşak Kontak Lensler

Gözde kornea ve iris tabakasını tamamiyla kaplayacak ve iris kenarında 1-2 mm daha fazla örtecek şekilde dizayn edilen lenslerdir. Yumuşak yapılarından dolayı kornea üzerine tam oturulur ve kullanıcıya rahatsızlık hissi vermezler. Oksijen geçirgenlikleri ve su içeriklerine göre gözde uzun süre kalabilirler. doğru kullanıldığı taktirde göze zarar vermezler, fakat bakımına dikkat edilmezse tüm lenslerde olduğu gibi alerjik problemler ortaya çıkabilir. Yumuşak kontakta lenslerin bir çok alt grupları mevcuttur. Torik kontakta lensler dışındaki yumuşak lensler, miyopik ve Hipermetropik kırma kusurlarının düzeltilmesinde kullanılır, astigmatizmayı düzeltici etkileri çok azdır.

Klasik Uzun Süreli (Konvansiyonel)Kontak Lensler:

  • Günlük veya uzun süreli kullanılabilen, ömürleri 3-12 ay arasında değişen kontakta lenslerdir. Uzun ömürleri olmasına karsı üzerinde oluşan birikintiler özellikle alerjik bulguların oluşmasına ve göz sağlığı açısından problemler yaratabilmektedir.
    • Miyop veya hipermetrop düz şeffaf lensler 
    • Miyop veya hipermetrop renkli lensler : numaralı ve numarasız olarak gözün iris renginin farklı görünmesi için kullanılan yumuşak kontakta lenslerdir. 
    • Torik (astigmatlı) şeffaf lensler : Miyopik veya Hipermetropik kırma kusurları yanında, astigmatizminin düzeltilmesinde kullanılan özel olarak üretilen yumuşakkontakta lenslerdir 
    • Torik (astigmatlı) renkli lensler 
    • Multifokal (uzak-yakın kullanımlı) şeffaf lensler : yakın görme bozukluğunda kullanılan lenslerdir. Uzak ve yakın kırma kusurunu düzeltmede yardımcıdır.

Planlı Değişim Lensleri:

Bu lenslerde kullanılan lensler belirli sürelerde değiştirilmekte ve lens yüzeyinde oluşacak birikintiler ve buna bağlı sorunlar en az düzeye inmektedir. Günümüzde tüm dünyada yaygın şekilde kullanılmakta, doktor ve kırma kusurları olan kişiler tarafından tercih edilmektedir. Lensler doktor tavsiyesi ve materyal özelliklerine göre gözde uzun süreli kalabilmektedir. Geniş üretim parametreleri ile uygun lensin bulunması ve bakimi kolay olan lenslerdir.

Aylık Planlı Değişim Lensleri

  • 30 gün kullanılmak üzere üretilmiştir, doktor tavsiyesi ve lens materyal özelliklerine göre 1-30 gün arasında gözde kalabilir.
    • Miyop veya hipermetrop düz şeffaf lensler 
    • Miyop veya hipermetrop renkli lensler 
    • Torik (astigmatlı) şeffaf lensler 
    • Multifokal (uzak-yakýnkullanılı) şeffaf lensler 
    • Progressive (uzak-yakın kullaımlı ) şeffaf lensler : yakın görme bozukluðunda kullanılan yakın ve uzak numaraların dengeli bir dağlımın olduğu lenslerdir. Uzak ve yakın kırma kusurunu düzeltmede yardımcıdır.

Haftalık Planlı Değişim Lensleri

  • 7 gün kullanılmak üzere üretilmiştir, doktor tavsiyesine göre 1-7 gün arasında gözde kalabilir.
    • Miyop veya hipermetrop düz şeffaf lensler

Günlük (Disposable) Lensler

  • 1 gün kullanıp, atılan lenslerdir.
    • Miyop veya hipermetrop düz şeffaf lensler

Gaz Geçirgen Kontak Lensler

Sert ve yumuşak lensler arasında özellikler taşırlar. Oksijen geçirgenlik özellikleri vardır. Göz üzerinde kornea yüzeyine takılır, lens ve kornea arasında gözyaşı gedebilir. Alerjik problemler yaratmazlar ve astigmatizmayı da lens yapısından dolayı büyük oranda düzeltebilirler. Alerjik göz yapısı olanlarda, astigmatizmsi olanlarda, genç hastalarda tercih edilebilir. Alışma süresi yumuşak lenslere göre daha uzundur. Bakimi kolay ve dayanıklı lenslerdir.

Sert Kontak Lensler

PMMA denilen maddeden üretilir, oksijen ve sıvı geçirgen özellikleri azdır. Günümüzde çok yaygın olarak kullanılmamaktadır

Özel Üretilen Kontak Lensler

Kişilerin göz problemlerine göre üretilen lenslerdir.

Picy-Back Lensler

Keratokonus hastalığında ve düzensiz yüksek astigmatizmada kullanılan korneaya gelecek orta kısmi sert lens, kenarları yumuşak lens özelliği taşıyan kontakta lenslerdir

Prostetic Lensler

İris problemlerinde estetik ve tedavi amaçlı kullanılan lenslerdir.

Lens Bakımı

Yumuşak konvansiyon el lenslerin bakimi

  • Lenslerinizi her çıkardığınızda mutlaka kullandığınız bakim solüsyonun özelliğine göre temizleyin. Bazı solüsyonlarda çıkardığınızda elinize alıp birkaç damla solüsyon damlatılarak mekanik temizlik yapılmaktadır. Bazı solüsyonlarda ise mekanik temizlik yapılması gerekmemektedir, solüsyonun özelliği dolayısıyla sadece gece içinde kalması yeterli olmaktadır.
  • Bu tür lenslerde mutlaka 15 günde 1 defa lens protein temizliği yapılmalıdır.
  • Herhangi bir şekilde lens takılmasına ara verilecekse mutlaka haftada 1 defa saklandığı solüsyon değiştirilmelidir. Tekrar kullanılmadan önce normal temizlik işlemleri yapılmalıdır.
  • 6-12 ay arasında mutlaka doktor kontrolünden geçilmezi ve lenslerde yıpranma varsa değiştirilmelidir.Planlı değişim lenslerinin bakimi
  • Lenslerinizi her çıkardığımızda mutlaka kullandığımız bakim solüsyonun özelliğine göre temizleyin. Bazı solüsyonlarda çıkarıldığında elinize alıp birkaç damla solüsyon damlatılarak mekanik temizlik yapılmaktadır. Bazı solüsyonlarda ise mekanik temizlik yapılması gerekmemektedir, solüsyonun özelliği dolayısıyla sadece gece içinde kalması yeterli olmaktadır.
  • Herhangi bir şekilde lens takılmasına ara verilecekse mutlaka haftada 1 defa saklandığı solüsyon değiştirilmelidir. Tekrar kullanılmadan önce normal temizlik işlemleri yapılmalıdır.
  • Lensler öngörülen kullanım süresinin (30 gün, 1 hafta) üzerinde kullanılmamalıdır.Gaz geçirgen lenslerin bakimi

Kontak Lenslerinizde Aramanız Gereken Özellikler

  • Kırma kusurunu tam veya mümkün olan en iyi seviyede düzeltebilmeli
  • Gözün fizyolojik yapısına bozmamalı ve patolojik değişiklikler yaratmamalı
  • Oksijen geçirgenliği yüksek olmalı
  • Gün içinde ve gerekirse gece uzun süreli kullanabilmeli
  • Kullanımı ve bakimi kolay olmalı
  • Yüzeyinde oluşabilecek birikintiler kolaylıkla temizlenebilmeli
  • Gözde rahatsızlık hissi vermemeli

Kontak Lenslerinizi Sağlıklı Kulanmak ve Gözlerinize Zarar Vermemesi İçin

  • Kontakta lensler mutlaka doktor kontrolünde takılmalı ve kullanılmalıdır.
  • Lenslerin kullanımına, temizlik ve bakımına dikkat edilmelidir.
  • Gerekli zamanlarda kontrolleri ve değişimi yapılmalıdır.
  • Lens takma süreleriniz doktorunuzun size uygun gördüðü süreler olmalıdır.
  • Gözlerinizde ve lenslerinizde hissedeceğiniz en ufak bir rahatsızlıkta doktorunuzla görüsün, unutmayın küçük bir sorun ihmal edilirse daha büyük sorunları ortaya çıkarabilir.
  • Size önerilen kullanma ve bakim kurallarına uymanız, göz sağlığınızı korumanız için gereklidir.

 

 

ŞAŞILIK

Gözlerin paralel bakmamasına şaşılık denilmektedir. Gözlerin biri düzgün bakarken diğeri içe, dışa, yukarı veya aşağı kayabilir. Kayma sürekli veya gelip geçici şekilde olabilir, sürekli olarak tek gözde olabilir veya dönüşümlü olarak iki göz kayabilir. Şaşılık çocukların %4'ünde gözlenebilir. İleri yaşlarda da ortaya çıkabilir. Kız ve erkeklerde eşit oranlarda rastlanabilir. Kalıtımsal olabilir, fakat şaşılık problemli birçok hastanın hiçbir akrabasında şaşılık gözlenmeyebilir

Görme ve Beyin

Normal (çift taraflı) görmede her iki gözde aynı hedefe yönlenmiştir. Beynin görmeyle ilgili kısmı her iki gözden gelen iki ayrı resmi tek bir üç-boyutlu görüntü haline getirebilir. Şaşılıkta bir göz kaydığı için beyne 2 değişik resim gelir. Çocuk beyni kayan gözden gelen görüntüyü dikkate almamayı öğrenir. Bu da derinlik hissinin kaybolmasına ve o gözde tembelliğin (az görmenin) gelişmesine neden olur. Şaşılık erişkinde gelişirse, beyin her iki gözden de gelen görüntüleri algılamayı öğrenmiş olduğundan, kayan gözden gelen görüntüyü ihmal edemez ve çift görme şikayeti ortaya çıkar.

Şaşılık Sebep ve Belirtileri

Şaşılıkta gözlerin kaymasına yol açan gerçek neden hala tam olarak bilinememektedir. Gözün hareketlerini göz küresini saran 6 kas sağlar. Her gözde iki kas gözü içe ve dışa çekerken, diğer 4 kas gözün yukarı, aşağı ve dönme hareketlerini sağlar. Her iki gözün hedefe düzgün bakabilmesi için, bir gözdeki tüm kasların diğer gözde ayni işi yapan kaslarla dengede olması ve birlikte çalışması gereklidir.

Beyin, göz kaslarının hareketlerini kontrol eder. Beyninde organik problemi olan çocuklarda genellikle şaşılığa rastlanır. Katarakt yada göz yaralanması gibi bir gözde görmeyi çok azaltan durumlarda da uzun süre sonra şaşılık gelişebilir. Şaşılığın en önemli belirtisi gözde kaymadır. Kayma parlak bir gün ışığında ortaya çıkabilir. Bazen de çocuğun gözlerini düzgün tutabilmek için kendisine bir baş pozisyonu geliştirdiği gözlenir. Derinlik hissinin kaybı şikayet olarak karşımıza çıkabilir. Erişkinlerde gelişen şaşılıkta en sık çift görme şikayetine rastlanır.

Teşhis

Çocuklar yeni doğDuğunda ve okul öncesi çağlarında çocuk doktoru ve göz doktorları tarafından olası göz sorunları açısından muayene edilmelidir. Özellikle ailede şaşılık veya görme tembelliği hikayesi varsa, bu muayene çok daha önem kazanır. Bebeklerde çoğunlukla kayıyormuş gibi görünen göz (yalancı şaşılık ) ile gerçek şaşılık arasında ayırım yapabilmek zordur. Yalancı içe şaşılık , basık burun kökü olan ve göz kapaklarının iç kısmında deri kalıntıları (epikantal kalıntılar) olan çocuklarda veya iki göz arası mesafesinin dar ve gözlerin derinde olduğu durumlarda, yana bakış pozisyonlarında gözlerin içe kaydığından şüphelenilen durumdur. Çocuk büyüdükçe burun kökü gelişir, büyür, deri kıvrımları gerilir ve normal görünüm kazanır. İki göz arasındaki mesafenin fazla olması veya gözlerin öne çıkık olması da yalancı dışa şaşılık sebebidir. En sık rastlanan şaşılık tipleri İÇE KAYMA ve DIŞA KAYMA' dır.

İçe Kayma

Çocuklarda en sık gözlenen şaşılık tipidir. doğumdan sonraki 6 aya kadar çıkan şekline infantil tip denir ve ameliyatının 1 yaşına kadar yapılması önerilir. İçe kaymalar genellikle hipermetropiyle birlikte görülür. Hipermetroplar uzaktaki cisimleri iyi görebilmek için uyum yaparlar. Uyum gözleri içe çeker. Hipermetropinin gözlükle tam düzeltilebilmesi sonucu, şaşılık tam düzelebilir. Bu akomodatif tip içe şaşılıktır. Bu tip şaşılıkta çocuk büyüdükçe Hipermetropik gözlük numarası azaltılarak, şaşılık kontrol edilir ve ameliyata gerek duyulmaz.

Bazı durumlarda ise hipermetrop inin tam düzeltilebilmesine rağmen, belirgin bir şaşılık kalabilir. Bu kısmi akomodatif tiptir. Şaşiliğin gözlükle düzeltilmeyen kısmi ameliyatla düzeltilir. Bazı çocuklarda yakına bakınca içeri kayma çok artar. Bu durumda bifokal gözlük, prizmalar, bazı göz damlaları ve bazen cerrahi, tam düzeltmeyi sağlayabilir. Hipermetropiyle ve akomodasyona bağlı olmayan tipteki içe şaşılıklarda tedavi yalnızca cerrahidir. İçe şaşılıkla ameliyat gereksinimi varsa, cerrahi en kısa sürede planlanır. İçe şaşılığın temel cerrahi prensibi, gözü içeri çeken kasın göze yapışma yerinden geriletilerek etkisinin zayıflatılması ve/veya gözü dışa çeken kasın kısaltılarak etkisinin kuvvetlendirilmesi şeklindedir.

Dışa Kayma

Ara sıra ortaya çıkan ve devamlı olan tipleri vardır. Ara sıra dışa kayma görünen şekli iki tiptir. yakına bakarken normal çift taraflı görmenin olduğu, uzağa bakarken ise gözlerden birinin dışarı kaydığı tipe diverjans fazlalığı denir. Konverjans yetmezliği denilen diğer tipinde ise uzağa bakış normal iken, yakına bakışta gözler dışarı kayar. Bu tip dışa şaşılıklarda öncelikle miyop ve astigmatizme tam düzeltilir. Ortoptik (göz kaslarını çalıştırıcı) tedavi ve prizmalardan yararlanılır. Son çare cerrahidir. Hem yakına hem de uzağa bakarken görülen devamlı dışa kaymalarda da ayni tedavi yöntemleri geçerlidir. dışa kaymada cerrahi içe şaşılıkların tam tersine olarak, gözü dışa çeken kasın yapışma yerinin geriletilerek zayıflatılması ve içe çeken kasın kısaltılarak kuvvetlendirilmesi prensibine dayanır.

Şaşılık Ameliyatı

Genellikle genel anestezi altında yapılır. Bazı erişkinlerde lokal anestezi de uygun olabilir. Ameliyat sadece göz küresini saran dokunun kaldırılması ve gözü hareket ettiren kaslara ulaşılması ile başlar. Sonra bir yada iki gözde kaslara gerekli kuvvetlendirme ve zayıflama işlemleri uygulanır. Ameliyat sonrası iyileşme hızlıdır. Birkaç gün içinde normal yaşama dönülür. Ameliyat sonrası gözlük veya prizma gerekebilir. Her insanın her gözün kendisine göre iyileşme cevabı değişmekle birlikte, kayma ameliyat sonrasında az veya aşırı düzelmişse tekrar ameliyat yapılabilir. şaşılıkta, erken ameliyat çok önemlidir. Çünkü bebeklerde gözlerin kayması düzeldikten sonra normal görme ve çift gözle derinlik hissi rahat gelişir. çocuk büyüdükçe görme ve derinlik hissinin tam gelişmesi mümkün olmasa da, şaşılık ortadan kaldırılınca çevre (periler) görmede artma olabilir. Şaşılık cerrahisi, gözleri normal paralel konumlarına getirmek için yapılır. Şaşılık ameliyatı hiçbir şekilde gözlük kullanımı ve görme tembelliği tedavisinin alternatifi değildir. Ameliyat öncesinde kullanılan gözlük ve uygulanan görme tembelliği tedavisine, ameliyat sonrasında da aynı şekilde devam edilir.

 

GÖZYAŞI KANAL HASTALIKLARI


Göz yaşı gözün dış yanında bulunan göz yaşı bezi ve kapaktaki yardımcı salgı bezleri tarafından üretilir. Göz yaşının görevi gözün saydam tabakası olan korneanın üzerini örterek düzgün bir yüzey oluşturması, korneanın oksijenlenmesi ve beslenmesi ile yabancı madde ve mikropların gözden uzaklaştırılmasının sağlanmasıdır.

Kuru Göz

Göz yaşı ile ilgili en önemli ve en çok karşılaşılan sorundur. Özellikle ileri yaşlarda bazı sistemik hastalıklarda ve yine devamlı göz damlası kullanılması sonucu sıklıkla karşılaşılır. Hava ve ortam şartları da bazen sebebiyet vermektedir. Tedavide öncelikle suni gözyası damlaları kullanılır ve sorunu ortadan kaldırıcı tedaviler yapılır. Ortam şartları düzenlenir(kalorifer üzerine ıslak bir havlu konulması, rüzgarlı havalarda güneş gözlüğü takılması gibi).

Gözyası Kanal Darlıkları ve Tıkanıklıkları

Gözyaşı kanalının tıkanık ve darlıklarında yeterli miktarda göz yaşı gözden atılmadığı için mutlaka sulanma mevcuttur. Öncelikle kanalın dar veya tıkalı olup olmadığı tespit edilir. Darlık varsa küçük bir müdahale ile genellikle açılmaktadır. Eğer tıkanıklık varsa cerrahi olarak tedavi yapılmaktadır. Özellikle çocuklarda gözde sulanma ve sık enfeksiyon ile belirti verir. İlk planda mutlaka ilaç tedavisi ve gözyaşı kanalının daha aktif çalışması için masaj önerilir.

Unutmayın! Görme Tembelliği

Çocuklukta düzgün bakan ve yüksek kırma veya organik bozukluğu olmayan gözlerin her ikisinde de iyi görme gelişir. şaşılıkta gözlerden birinin kayması sonucu, kayan gözde görme tembelliği oluşur. Yine iki göz arasında numara farklılıkları (özellikle hipermetrop ide) tembellik nedenleri arasındadır. Her iki gözün yüksek hipermetrop olması bir diğer nedendir. Bir gözün diğerinden az görmesi neden olan bir organik durum varlığı (katarakt) yine tembellik nedenidir. Beyin, daha iyi gören gözün görüntüsünü algılayıp az göreninkini ihmal eder. Böylelikle ihmal edilen göz tam görmeyi öğrenemez ve göz tembelliği gelişir. Eğer tembellik çok küçük yaslarda (7-8 yasına kadar) tespit edilirse tedavisi genellikle mümkündür. Tedavide geç kalınırsa, görme tembelliği süreklilik kazanır. erişkinde görme tembelliğinin tedavisi günümüz şartlarında mümkün değildir.

 

ÇOCUK GÖZ SAĞLIĞI


Çocuklarda Göz Sağlığı Bebeklik ve çocukluk çağında yaptıracağınız göz kontrolleri ile çocuğunuzun hayati boyunca aydınlık bir ortamda kalmasını sağlayabilirsiniz.

Çünkü erişkin çağda görülebilen pek çok göz hastalığı (katarakt, glokom) bu çağda da görülebileceği gibi bu döneme has bazı özel hastalıklarda bu kontroller esnasında yakalanılarak tedavi edilebilirler.

Bu hastalıklar arasında yeni doğan retinopatisi, her türlü kayma problemleri, göz tembelliği (ambliyopi), göz sulanma problemleri ve refraksiyon kusurları sayılabilir.

Bu hastalıkların ne kadar erken teşhis edilirse tedavide başarı şansı o kadar artar. Bu nedenle tüm bebeklerin yeni doğan çağında, bir yasında, üç yasında ve okul öncesi dönemde rutin kontrollerinin yapılması gerekir.

 

 

TURKEY TRAVEL HEALTH

Barınaklar Bulvarı 76

31102  Muratpaşa / ANTALYA

0 532 234 84 27

info@turkeytravelhealth.com

MEDYA

© 2018 / Dr. Tolga Temel / SİTE İÇERİĞİNDE BULUNAN BİLGİLER BİLGİLENDİRMEK İÇİNDİR.BU BİLGİLENDİRME KESİNLİKLE HEKİMİN HASTASINI TIBBİ AMAÇLA MUAYENE ETMESİ VEYA TANI KOYMASI YERİNE GEÇMEZ.